0542 597 01 45

kuruuzum1947@hotmail.com

0542 597 01 45

kuruuzum1947@hotmail.com

SEMERCİLER ARASTASI

SEMERCİLER ARASTASI

1848’lerde Karacasu’nun nüfusu 17 000 kadardı.. Bu nüfusun 187 kişisi Rum’du.  Karacasu’da Girit’ten, Cezayir’den, Dırama’dan, Mısır’dan, Mora’dan, Miidilli’den, Şam’dan, Karadağ’dan göç etmiş Türk vatandaşları da yaşamaktaydı.

Halk ise geçimini tarımdan, küçük el sanatlarından, özellikle dokumacılıktan, bardakçılıktan sağlıyordu. Ve Çamarası’ndaki, Geyre’deki zımpara yatakları yabancı ve yerli işletmeciler tarafından işletiliyordu. Karacasu Kuyucak/ Karacasu Amasya(Bozdoğan) /Karacasu Gireniz/ Karacasu Kızılcabölük arasındaki yollar deve ve hayvan taşımacılığının işlek yollarıydı.

Şimdiki Dua Meydanı’nın etrafında hükümet binası, hapisane, belediye ve Merkez İlkokulu karşısında karakol bulunurdu. Çarşı baştanbaşa yarı kâğir yarı ahşap tek katlı dükkânlardan oluşurken, Cuma Önü Meydanı’nda pazar günleri KÜÇÜK PAZAR; Çarşıyaka’da da pazartesi günü BÜYÜK PAZAR kurulurdu. Hamamıyla, sıbyan okullarıyla, rüştiyesiyle,hanlarıyla,medreseleriyle, nalbantlarıyla, dokumacılarıyla, helvacılarıyla, bezazlarıyla, katırcılarıyla, devecileriyle,kalaycılarıyla, tüfekçileriyle, urgancılarıyla, çulhalarıyla, iplikçileriyle,palamutçularıyla, canbazlarıyla, katırcılarıyla, tarakçılarıyla, harmancılarıyla, hasırcılarıyla,sabuncularıyla, mücellidleriyle(kitap ciltleyen), sülükçüleriyle,tellallarıyla; sarıklı, uzun mintanlı erkekleriyle, takunyalı çocuklarıyla, sarıklı hocalarıyla, redif askerleriyle…bugünkü Karacasu’dan çok farklı bir görünüş içinde yaşayan, uğraşan bir Karacasu vardı.(1)

Kasabada işi en iyi olanlar iplik tüccarları, Yamalak’ta,Menderes’te toprağı olanlar ve palamut tüccarları, debbağlardı.

Sınırları kasaba sınırlarıyla çevrili büyük bir aile gibi yaşardı insanlar. Esnaflar günlük hayatı ve kazancı güçlü bir tevekkülle kabullenirler, birbirlerine ahilik geleneğinin öğretileriyle saygılı ve sıcak davranırlardı.

Haram, helâl, komşu hakkı, usta-hoca saygısı, ana baba hakkı… gibi kavramlar çok değer ifade eder ve bütün kasaba bu kavramlar üzerine titrerdi. Mahalle baskısı dediğimiz şey çok güçlü hissedilirdi. Hırsızlık olmazdı, kapılar hemen hemen kilitlenmezdi. Karacasu insanı; kendine özgü kültürünü, yaşam biçimlerini sürdüren, besleyen ve iç dünyasını süsleyen belli bir birikime de sahipti. Medreseler, iptidailer, Rüştiye okulu işlevlerini sürdürürken; dinî bilgiler, örfî davranış biçimleri ve kuralları da topluma şekil verirdi. Çömlekçiliğiyle ünlü olan bu küçük kasabanın oldukça gelişmiş bir görünümü vardı.

 

1-www. Uzumunkurusu.com sitesinden.

 

 

 

 

Karacasu’ya bizzat gelerek, Karacasu’yu gözlemleyen Seyyah Edwin John Davis 1880’lerdeki Karacasu’yu bize şöyle anlatıyor:

“ Çömlekçiliğiyle ünlü olan bu küçük kasabanın oldukça gelişmiş bir görüntüsü vardı. Evlerden birçoğu ahşap olmasına rağmen içlerinde güzel ve sağlam, kara taşlardan yapılmış olanlar da vardı.

Kaldığımız han, Anadolu’daki hanların çoğu gibi, tamamıyla ahşaptan yapılmıştı. Geniş, düz taşlarla döşeli açık, dairevi bir alanın etrafında kurulmuştu; fakat inşasında herhangi bir özel plan olmadığı görülebiliyordu. Zemin katta birçok küçük oda  vardı.

Bu odaların yukarısında,  eyvanlara çıkan sarsak merdiveniyle, her odanın açıldığı ve açık alanın çevresini dolanan, üzeri kapalı bir koridor ile benzer odaların bulunduğu bir kat vardı. Bunların tümü eğri büğrüydü ve pek de sağlam olmadıkları açıktı. Mr. S’ye, tercümanımıza ve bana verilen oda küçük olmasına rağmen hasırlarla kaplıydı ve çok temizdi.”(2)

Özetlersek, inceleyecek olduğumuz SEMERCİLER Arastası’nın nasıl bir kasaba içinde bulunduğunu, ulaşımın atlarla, katırlarla ve eşeklerle yapıldığı bu kasabanın ekonomik yaşayışında ne kadar yer tutabileceğini anlamış olduk. David John’un  deyişiyle kasaba küçük olsa da o dönemde gelişmiş bir kasabaydı.

SEMERCİLER  ARASTASI:

Arasta,”aynı cins ürünü satan esnafın bir arada bulunduğu üstü kapalı veya karşılıklı yapılmış iş yerlerinin topluca bulunduğu yer” anlamına gelmektedir. Karacasu Semerciler Arastası’nın sonra anlatacağımız gibi karşılıklı inşa edilmiş dükkânlardan oluşması ve bu dükkânların yapı özelliklerinin de aynı olması   “arasta” tanımına uymaktadır.                           Bu dükkânlarda son zamanlara kadar çoklukla semerci dükkânlarının olması yerin semerci arastası diye tanımlanmasını kanıtlamaktadır.  Karacasu’da bu arastadan başka; Ayakkabıcılar Arastası, Kebapçılar Arastası gibi diğer mekânlar da vardı.

Karacasu’nun en özgün yapı modelini sunan bir mekân olma özelliğini taşıyan bu yer, zamanla tipik yapı özelliğini; bakımsızlık ve kültür varlıklarını korumadaki bilinçsizlik sebepleriyle olduğu gibi muhafaza edememiştir. Bu arastanın son kez inşa edildiği 1898’den y bugüne 12 adet dükkândan  dokuzu yıkılmış günümüze o günlerdeki hâliyle sadece 3 dükkân kalmıştır. Bu dükkânlar; İsmail Kelep, Ahmet Beydağ ve Muzaffer Yağdıran mülkiyetlerindedir.

 

2- Geçmişten İzler, Hüseyin Kuruüzüm, İtimat Matbaası Aydın. 2025, s.24

 

 

 

Arastada görülebileceği gibi dükkânlar kasaba halkının deyişiyle işlenmesi kolay köfeki taşlarıyla silindirik, önü sokağa açık ve kepenkli olarak inşa edilmişti.  3,5 m eninde,  7 m derinlikte ve 3.5metre yükseklikteydi bu dükkânlar. Umuyoruz çok eskilerde önleri ahşap, katlamalı kepenklerle kapatılıyordu.

Arasta niteliğinde inşa edilmiş bu özgün yapılar hakkında ilk belgeyi Süleyman Rüşdî çalışmalarını yaptığımız sırada bulmuştuk. Özelliklerini Yemezzâde Sülleyman Rüşdî kitabımızda anlattığımız bu belgeye göre Yemezzâde Süleyman Rüşdî’nin amcazâdesi Azgunzâde Ahmet bu arastanın arsasını ve üzerinde bulunan 6 adet lembo(ahşap kazıklar üstündeki dükkân) üzerinde bulunan dükkânı( bir kahve, dört demirci dükkânı ve bir nalbant dükkânı), etrafında bulunan un ve hayvan loncalarını Yemezzâde’nin Uşşakî tekkesine Tekke açıldıktan iki yıl sonra 1808’de vakfetmişti. Ve bu dükkânların geliriyle bu 6 dükkânın yıllık bakımının yapılmasını ve artan paranın da Rüşdî’nin tekkesine gelip giden fakir fukaranın doyurulmasını  istemişti.(3)

Vakfedilen bu malların sınırlarını belirtmek istersek etrafında Çarşı Hamamı(1727  şimdiki Fehmi Koruk dükkânı), un loncası (Hacı Ali Ağa Camisi’nin altında ) kuzeyinde Süleyman Rüşdî Tekkesi(Şimdiki Pazar yerinin türbe tarafında ahşap bir yapı)ve Tekke Çeşmesi, bitişiğinde ve batısında Ayakkabıcılar Arastası, güneybatısında Hacı Ali Ağa Camisi,  bugünkü türbe altında bulunan sıralı şeyh evleri vardı.

Yemezzâde Süleyman Rüşdî Tekkesi’ne vakfedilen bu yerlerin ve altı dükkânın gelirleri 1808’den itibaren Uşşâkî Tekkesi’nin oldu. Bu gelirler 6 dükkânın yıllık bakımı  ve tekkeye gelip giden fakirlerin doyurulması  için kullanıldı.

Vakfedilen bugünkü Semerci Arastası’nın olduğu yerde 6 dükkân vardı demiştik.  Karacasu Şer’iye Sicili(6449 nolu) 2. Cildinin 79. Sayfasında bulunan 19 nolu belgeden anlıyoruz ki bu altı dükkân 1843’te yanmış ve yerine yeni dükkânlar yapılmıştır. Daha sonraları 1898’de bir  yangın daha çıkmış ve bu sefer karşılıklı altışar dükkân, Karacasu halkının destekleriyle   yapılmış ve umuyoruz yangınlara bir önlem olarak bu sefer dükkânlar kâğir olarak inşa edilmiştir. Arasta son şeklini bu son yangından sonra almıştır diyebiliriz.(4)

1898’de  Süleyman Rüşdî’nin torunu  Süleyman Rüşdî,  kendilerine ait bu vakıf  arazisine şahıslar tarafından usulsüz inşaat yapıldığını o günün Şer’î  mahkemesine şikâyet etmiş ve bu yapıların yapılmasının reddini istemiştir. Mahkeme de yukarıda tanımladığımız arastanın, un ve hayvan loncalarının Uşşâki Tekkesi’nin olduğunu onamıştır.

 

3-Yemezzâde Süleyman Rüşdî, Hüseyin Kuruüüzüm, Kolalı Matbaası, Aydın 2007, s. 40

4-Belge İsa Özbilen’den alınmıştır.

 

 

 

 

Görüldüğü gibi bugünkü Semerciler Arastası Rüşdî’nin amcazâdesi tarafından Uşşâki Tekkesine vakfedilmiş ve bir vakıf malı olarak gelirleri Rüşdî Tekkesi için kullanılmıştır. Vakfedilen yerin uzunluğu 306 zira’dır.(200m)

1898’den sonraları 1924’te çıkarılan yasalarla vakıflar denetim altına alınmış Medrese, tekke ve zaviyelere ait vakıfların önemli kısmı tasfiye edilmiştir. Bu tür vakıfların denetimi yeni kurulan Vakıflar Genel Müdürlüğüne bırakılmıştır.

128 sene önce çok özgün bir yapılaşma arz eden Semerciler Arastası zamanla bu özgün niteliğini giderek kaybetmiş bugünlere o günleri hatırlatan sadece bir iki yapı kalmıştır.                 Kasaba içinde yapılan imar düzenlemeleriyle Zahire Pazarı (un loncası) Sebze Pazarı(sebze loncası/yoncaaltı), Ayakkabıcılar, Kebapçılar Arastaları tamamen yok edilmiştir.

“Bunları nasıl koruruz, geçmişimizle bağımızı nasıl koparmayız?” gibi sorular sorulamamıştır. Eski Karacasu diye bir kasaba kalmamıştır.

Son dönemde insanlarımız, Karacasu’da tarihî 3 caminin, 2 Karacasu eski evinin, bir türbenin restore edildiğini görmüştür. Bu da sevindiricidir, emeği geçenlere teşekkür ediyoruz.

Semerciler Arastasında Belediye Bşk. Emin Mete zamanında Tarihî Kentler Birliğinin destekleri ve Anıtlar Kurulunun onayıyla beton yol kırılarak Arnavut döşemesi çakılmış ve Arasta ışıklandırılmıştır.

Bu sefer yine Anıtlar Kurulunun onayıyla Belediye Başkanı Mustafa Büyükyapıcı zamanında yol üzerinde tadilat yapılmış ve arasta içindeki yol bugünkü hâlini almıştır.

Semerciler Arastası koruma altında olduğundan bugünkü yapılaşmalar Anıtlar Kurulunun denetiminde gerçekleşmektedir.